Hi, Welcome to my blog, enjoy reading.
RSS

8 Eylül 2007 Cumartesi

Sharm El Sheikh - Su Üstü Resimler

Sharm El Sheikh Resimleri
Dive Master'larımız Hana ve Yana.. Wawe dalış okulunun bahçesinden bizleri alıp tekneye götürecek olan aracımızı bekliyoruz.

Marina inanılmaaaaaz kalabalık. İğne atsanız yere düşmez derler ya, tam öyle! :)

Dalışlar esnasında tanıştığımız arkadaşımız Ali ve Aysun çifti

Noria Hotel'de kalıyoruz. Büyük güzel bir havuzu var, çok kalabalık değil, hakkını vermek lazım.. Dalıştan dönmüşüz (yorgunluğumdan belli) şimdi güneşlenme zamanı!

Bu resmi ancak şu şekilde açıklayabilirim. Ercan "hayatım ben sörf yapıcam (aşağıda resimlerini göreceksiniz) 3-4 saat olmam, sen de istersen sıkılma kendine bir aktivite yarat" dedi. Aktivite... Hmmm... Ercan gittikten sonra şöyle bir etrafıma baktım. Hemen bir metre ileride büyük bir çadır kurulmuş. Masajlar, bakımlar, meyve salataları falan tamam dedim ben aktivetimi buldum! :) İşte sonraki 3-4 saati bu ve benzer şekillerde geçirdim. Eeee tabi Ercan durur mu? Beni yılışık Arap erkeklerinin ellerine (masaj yaptırmak için!) bırakmamak üzere o da işi gücü bıraktı geldi masaj seansıma katıldı :)

Efendim bu da Ercan sörf yaparken.. Ya da sörfü tutmaya çalışırken.. Ya da rüzgarla keyifle boğuşurken :)
Mısır şarapları hakkında..

Güzel bir tasarım yapmışlar..

Burası Sharm'ın tam göbeğinde kocaman bir pasaj. Takıcılar tokacılar aktarlar, halıcılar, hediyelik eşya satan dükkanlar vs vs... Hepsi burada toplanmış.

Kurbağa oldum! :p
Baskin Robins ile orada tanıştım. Ercan Londra'da yaşadığı dönemlerde meğersem buradan çıkmazmış. Dondormalarını öve öve bitiremedi.. Eeee dayanamadık gittik. Gerçekten nefisss dondurmalar yapıyorlar. Hatta sadece dondurmalar değil; güzel soslar, dondurmalı meyve salataları, özel shake'ler...


İlk gün sadece margarita içmeye bir sonraki gün ise akşam yemeği için gittiğimiz Mexican Resturant. Cumartesi akşamları karaoke showu da görülmeye değer :)

Pizzeria Italiano. İlk gün öğlen yemeğinde bize harikaaa bir 4 peynir pizza yapan yer. Sen çok yaşa İtalyan yemeği :)
Çok sıcak olmasına rağmen güzel kokteylleriyle açık havada oturmanızı sağlayan hoş bir bar. Aynı zamanda Camel grubuna ait bir dalış okulu, mağaza, cafe&restaurant da mevcut.

Kaldığımız Noria Bay Hotel'in beach'i. Denize giren çarşaflı kadınları ve kıro insanları görünce ilk gün bayağı bir bocalamıştık. Snorkeling için ufak reefleri var ve farklı türden balıklara rastlamak mümkün.

Camel Bar ve açık hava air condition! :)


Litte Buddha.. Sharm'ın en büyük barlarından biri. Dekorasyon ve ışıklandırma çok güzel. Gecenin ilerleyen saatlerinde biraz daha club tarzı müzik yapıyorlar. Barda oturup bir kaç kokteyl içmek için ideal bir mekan.

Teknemiz Miss Cherry! Drift dive yapacağımızdan dive master'ımız varmadan 5 dk önce herkesin tam teşkilat hazır olmasını rica ediyor(!) :p

Hard Rock Cafe. Her daim çok kalabalık. Ne zaman gidersek gidelim asla yer bulamadığımız gereksiz bir mekan. Bari biz de tam bir turist gibi davranıp arabanın önünde fotoğraf çektirelim :)
Burası da özel beach'lerden biri. Giriş 40 EG Pound. Bizim otelimizin beach'ine göre daha güzel, daha sessiz sakin. Ayrıca burada wind surf yapma imkanı da var. Ondan da birazdan bahsedicem!

Tatillik saçlarım :)




Susssssssssshhhhhhhiii!!! Aç sefil geçirdiğim 4 gün sonrasında Ercanto bana acıyıp bari seni akşam sushi yemeğe götüreyim dedi :) Nasıl sevindim anlatamam! Toplamda 40 parça sushiyi yeme zamanımız 6 dk'yı geçmez. Hapur hupur şeklinde sildik süpürdük.

Hemen arkada duran kutuyu şikayet ve öneri kutusu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Yaa bu açılmıyor mu diyip hızlı ve kuvvetlice kendinize çekince kırılabiliyor :D

Our Dive Master Hana says every morning:

Today our boat's name is Miss Cherry. Please be sure that you remember this name. If there is a problem and you get lost, go to the nearest boat and them that you belong to Miss Cherry. They will bring you here :)

Naama Bay!

Fotoğraf makinemizin photo shop özellikleri de varmış! Bakalım neler yapabileceğim! :)

Çok şanslıyız ki lobby barda bir adam türk kahvesi yapmayı biliyor. O olmadığı zaman gelmesi için saatlerce bekleyebiliyoruz.


24 Ağustos 2007 Cuma

Break - Sharm El Sheikh

A short break in Sharm El Sheikh!
from 25/08/07 to 03/09/07

18 Ağustos 2007 Cumartesi

Bozcaada

Gemilerde oldugu gibi eger adalar da he/she olarak seslenecek olsak ben Bozcaada'ya "she" olarak seslenirdim. Arnavut kaldirimli dar sokaklari üzerindeki elbisesi, muhteşem denizi gözlerinin turquaz maviliği, mavi kapılı rum evleri sanki gozlerinin boyasıdır.. Kumunun beyazliği ten rengi, üzümleri de bukleli saçlarıdır.





Kaldığımız otelin adı Bağbadem. Merkeze 3-4 KM mesefade ama tamamen doğanın içinde, domatesini, salatasını hatta balkabağını bile kendi yetiştiren bir butik otel. Gecelik oda fiyatı 60 YTL ve buna missss gibi bir kahvaltı da dahil.




Adaya gidildiğinde mutlaka Polente Tepe'sinde gün batımı izlenmeli.. Hatta giderken bir şişe beyaz talay sarap ve 2 kadeh edinilmeli. Bu manzara kutlamaya değer..




Akşam yemeği için Sahil Restaurant'tayız. Menümüzde midye dolma, tereyağlı karides, ahtapot ızgara, deniz börülcesi ve yeşil salata var.. Penir, kavun ve rakıyı da unutmamalı. Tabi bunları yedikten there were no space left for the fish dish! :)

Bağbadem Pansiyon'da kahvaltı harika.. 9 çeşit el yapı reçel mevcut ve 9'u da birbirinden güzel. Adaya özel domates reçeli yapıyorlar ama bence İncir daha lezzetli. Bir de böğürtlen.. Ayrıca kahvaltıya kurutulmuş domates, baharatlı ezine peyniri ve kimyon köklü omleti de söylemeden geçemeyeceğim..

Polente Cafe'nin önü..
Gitmeden önce Deniz mutlaka Çınaraltı Kahvesinde türk kahvesi için; hem çok lezzetli hem çok ucuz demişti. Çınar ağacı o kadar yaşlı ve gür yapraklı ki güneşten kaçıp sığınılacak ve miss gibi bir Türk kahvesi içilebilecek ideal mekan. Ayrıca buz gibi ev yapımı limonatalarını da tavsiye ediyoruz.

Heyyyyyyyyoooo artık housing'imiz varrrrrrrrrrrr. Ercan kuzu ne kadar yakışıklı görünüyorsun!!!! Dur ben bunu wallpaper yapayım..

Su altı resimlerini gördükten sonra Derya:
"Abla Ercan'ın tüm su altı resimleri, su üstündeki resimleriyle aynı, sen neden aşağıda maymun oluyorsun"
diyerekten bizi çoook güldürmüştü :)


Dolmuş beklerkeneee (Ayazma Plajı)
Ssu buzzzzzzzz. Koşarak atlamadığınız sürece suya tüm vucudunuzla girme süreniz 2-12 dk arasında değişebilecek kadar soğuk bir su.. Sanırım bu kadar temiz kalma sebebi de suyunun soğuk olması..

6 Ağustos 2007 Pazartesi

Rakı Üstü Kavunlu Frozen

Mangal partilerimiz devam ediyor. Ayhan Abi sağolsun yine bize kebap hazırladı. Bu sefer misafirimiz Doğan. Meğersem ne marifetleri varmış, aşağıda göreceğiz :)

Plan şu: Mangal yanana kadar birer kadeh rakı, etler pişerken kavun ve peynirler ikinci duble, yemekle de üç. Sonrasında Türk kahvesi.. Kahve mutlaka mangalın üzerinde pişmeli.. Fakat Ercanto'nun bir fikri var. Rakı şişesinin sonuna gelmişiz. Ben insem de kahveleri getirsem diyorum ki "Kavunlu Frozen içelim" diye bir ses duydum :)

Akşam için tatlımız yokdu, frozen tatlı niyetine içildi. Mis gibi de oldu. Ellerine sağlık Ercancımmm!









Bundan sonra Doğan'la görüştüğümüzde mutlaka fal baktırıcam. Kendileri bu konuda başarılı.. Derya şu anda isminin içinde "m" ve "e" harfi olan beyaz atlı prensini bekliyor :)


Ohhh beyler şezlonga yayılmışlar :)














03.08.2007

3 Ağustos 2007 Cuma

Children Of Men (Son Umut)

2027.. London.. There is No children – No future – No hope..!

Bir düşünün.. Dünyada en son doğan bebeğin üzerinden neredeyse 19 yıl geçmiş, insanların gelecek üzerinde hiç bir umudu kalmamış. Üstüne üstük ülkede baskın bir mülteci istinası var ve totaliter bir yönetimle tüm mülteciler gerek sınır dışı ediliyor, gerekse yok ediliyor. Baş rol oyuncumuz Theo’nun (Clive Owen) hayatla hiç bir bağı kalmamış gibi. 2007 yılındaki girp salgınında bebeğini kaybetmiş ve eşinin (Julianne Moore) de onu terk etmesiyle tamamen yanlız kalmış.

Kendisinden bir mülteciyi sınırdan geçirmesi isteniyor ve Theo 5000 pound karşılığında bu işi yapmaya karar veriyor. Sonrasında mülteci Kee’nin (Clare Hope Ashitey) sıradan bir mülteci olmadığını, herkesin uğruna hayatlarını feda edebileceği biri olduğunu öğreniyoruz ve o anda insanlık için “umut” doğuyor.

“Uzun zamandır etkileyici, düşündürücü ve sürükleyici, kadrosunu sağlam bir film izlemedim” diyenlere şiddetle tavsiye ediyoruz.