Hi, Welcome to my blog, enjoy reading.
RSS

26 Aralık 2007 Çarşamba

Dubai Tatili (Volume II)

Bu sene Kurban Bayramında çalışmıyorum. Dışarısı kar kış kıyamet. Ne yapsak ne etsek diye düşünürken Ercanto kendisine uzun zaman önce vermiş olduğum Dubai Tatil sözümü hatırlattı. Hmmm neden olmasın, bir bakalım, düşünelim diye konuşurken konuya Doğan ve Arda'da dahil oldu ve en son kendimizi Sabiha Gökçen'de Dubai tatilimiz icin uçağımızın kalkış saatini beklerken bir sürü bira içerken bulduk! :)

Uçağımız Sharjah'a indi. Sharjah Birleşik Arap Emirliklerindeki 7 Emirlikten bir tanesi. Dubai'ye mesafesi ortalama 1 saat. Fakat kötü tarafı alanda ülkeye giriş yaparken çok uzun zaman beklemek zorunda olmak. Pasaport ve vize kontrolden önce (aşağıdaki resimde de göreceğiniz üzere) eye test yapıyorlar. 150 kişi için sadece 3 tane test makinesi olduğundan uzun süre ayakta Araplarla itişip kakışarak sıra beklemek zorunda kalıyorsunuz. İtişip kakışma konusunda Doğan bayağı bir tecrübe edindi mesela :)

Yarım günlük şehir turumuzda ben horrrr horrr uyudum. Uyandığımda Jumeirah Beach'e gelmiştik. Anlayacağınız üzere burada Dubai'ye giden herkesin mutlaka bir resmi vardır :)

Dubai Şehir turunda sonra otele gidip 2-3 saat misler gibi uyuduk. Uyandığımızda hava kararmış ve karnımız acıkmıştı. Yaklaşık 1 saat taksi beklemek üzere kendimizi yollara attık :)

Burası Medinat Jumeirah. harika bir otelin, çok güzel restaurantların, dükkanların olduğu bir kapalı çarşının ve gece klüplerinin olduğu bir mekan. Emrah'ın tavsiyesiyle biz akşam yemeğimizi Toscana adlı nefis yemekler yapan Italyan restaurantında yedik. İçtiğimiz şarap 2005 Chianti'ydi ki tadı damağımızda kaldı.


Burası otel bölümü.. Bir sonraki gelişimizde burada kalmak üzere sözleştik (!) :)))

Dubai'de Triology adında süper bir club'dayız. Adından da anlaşıldığı üzere club 3 bölümünden oluşuyor. Bir bölüm techno-house, diğeri R&B, öbürü ise Lounge muzik yapan bir teras. 3 yerin tadı farklı farklı. Ama tabi ben en çok R&B bölümünde eğlendim :)
Terastayken...

Dev şişe votka ve şampanyalar....! Allah gözümü doyursun :)))

Beyler barda cool takılırken :)

Sexy bar resmim eheheheehhehee:)
Ertesi gün kahvaltıdan sonra kendimizi direkt plaja attık. Jumeirah Park Beach'teyiz. Giriş 5 dirhem, şaka gibi; hatta Arda'nın deyişiyle 2 dirhem 1 çekirdek :))) Kum muhteşem, su harika.. Gelip geçen kızlar taş :) Cennetteler (yiz!). Ercan güzel kız gördü mü "Hayatım oradan güneş gözlüklerimi uzatabilir misin" diyerekten kendini ele veriyor :)))))))

Arda'nın dövmeleri süper.


17 Aralık 2007 Pazartesi

Bir Ömür Yetmez (Saturno Contro)


Yapım : 2007, İtalya

Tür : Dram

Yönetmen : Ferzan Özpetek

Senaryo : Ferzan Özpetek, Gianni Romoli

Oyuncular : Stefano Accorsi, Margherita Buy, Serra Yılmaz, Pierfrancesko Favino

Müzik : Giovanni Pellini

Dağıtım : Warner Bros

Süre : 1 saat, 50 dk.


2007 senesi İstanbul Film Festivali'nin açılış filmiydi. Ezgiyle biletleri alırken ne kadar Ferzan Özpetek'i başarılı bulup filmlerini çoook beğenerek izlesek de bu filme bilet almadık. Hatta bakmadık bile. Daha farklı bir zamanda izlemek üzere filmi ayırdık. Ama biliyorsunuz sonra biz de Ezgi'yle ayrıldık; uzaklara düştük ve birlikte izleme fırsatımız olmadı. Bu değişiklikten asla hoşlanmayan ve söz konusu durumlarda muslukları hemencik açabilen biri olarak filmi Ezgi'siz izlemek zorunda kaldım.

Film çok etkileyici, çok başarılı, çok yaratıcı ya da çok bir şey değil.. Orta yaşlı denebilecek yaştaki bir grup insanın ortak paylaşımlarından bahsediliyor. Ferzan Özpetek filmde sevginin, bağlılığın, aldatmanın ve Almadovar gibi alışkanlık ettiği eşcinselliğin ve temelde insan ilişkilerinin altını çiziyor. Yine büyük yemek masası başında toplanmış insanlar, yine güzel müzikler ve fotoğraf vari sahneler var. Bunlarla birlikte tüm duyguları insan ruhunda buluşturmuş ki bu konuda başarılı.

Herşey bir yana filmin benim hafızama kazanmış kilit kelimesi "DAİMA". En son sahnedeki kapanış konuşmasında anlatıcı "keşke herşey olduğu gibi kalsa, hiç bir şey değişmese, hep aynı düzenle hayatımıza devam edebilsek" vurgusunu yapıyor. Benim gibi değişikliklerden hoşlanmayan hatta ani değişimlere tepkiyle yaklaşan birinin mutlaka bu filmde kendinden bir şeyler bulacağını düşünüyorum.

15 Aralık 2007 Cumartesi

Çikolata Fondü


Harika bir yemeğin üzerine en güzel ne gider? Harikaaaa bir türk kahvesi.. Tamam ama daha öncesinde? Nefissss bir tatlı! Ama çok zaman yok, zaten tüm gün iş yerinde yorulmuşuz ama tatlı keyfi de yapmak gerek. Ama gerçekten keyifle yenecek bir şey yapmak lazım değil mi? Tamam, anlaştık. Ben hemen size yardımcı olayım :)

FONDÜ, Fransızca "fondre" yani "eritmek" kelimesinden türemiş. Fondü çeşitlerinden ilki ve en ünlüsü olan peynir fondü ise biraz da zorunluluktan ortaya çıkmış. İsviçre Alpleri'nde soğuk kış günlerinde izole şekilde yaşayan halk, taze yiyeceğin bulunmadığı zamanlarda doyabilmek için kendi ürettikleri peynirden, şaraptan ve bayat ekmekten faydalanarak leziz ve mütevazi bir yemek yaratmışlar.

Neyse efendim tarife geçeyim. Tarif inanılmaz kolay!
160 gr. bitter çikolata veya kuvertür* çikolata
1/2 su bardağı (125 ml.) süt (bir sefer de krema ile denedim o da çok güzel oldu)
1 tatlı kaşığı nescafe
1 tatlı kaşığı bal
1 tatlı kaşığı portakal kabuğu rendesi

Tek yapmanız gereken benmari usulü çikolatayı eritip malzemeleri içine katmak! Hepsi bu :)

Mevsime uygun olarak kivi, çilek, muz, temizlenmiş doğranmış ananas, dövülmüş fındık ceviz hatta kedi dili bisküviler ya da marshmallowlar ile de servis edebilirsiniz. Çilek bulamadığım için ben diğer meyveleri kullandım.

Bu arada çikolata fondü ile beni tanıştıran evcini'ne buradan teşekkür ederim :) Onun harika tarifleriyle tanışmak içi mutlaka http://www.evcini.com/ adresini ziyaret etmelisiniz!




10 Aralık 2007 Pazartesi

Santral İstanbul - Enerji Müzesi

Silahtarağa Elektrik Santrali 1911 yılında kurulmuş ve 1982 ye kadar hizmet vermiş. Santral şu anda oldugu gibi muahafaza ediliyor. Burası İstanbul'un ilk elektrik santrali. Zaten Santral ismi de oradan geliyor. Artık müzeye dönüştürülmüş. Çok ilginç aletler var; AEG'nin, Siemens'in elektrik üretmek için kullandıkları aletler, İstanbul'u semtlere ayırarak elektrik dağıtılar kontrol odası vs vs.. Ama bence en ilginç ve güzeli alt kattaki "Adım Adım Deneyin" bölümü. Burada elektrikle ilgili farklı oyuncaklar var. Biri saçlarınızı dimdik dikiyor, birinde pedal çevirerek elektrik üretiyorsunuz, diğerinde kürenin içinde olan elektriği elinizle yönlendiriyorsunuz. Tam benlik yani :)))





AEG

Siemens
Dev Elektrik Göstergeleri
Kontrol Odası
Ercantoyla birlikte ürettiğimiz elektrik akımımız :)


Bu da çok ilginç.. İçeride kendinizden binlercesini görebiliyorsunuz. Daha önce Edinburgh'da Camera Obscura'da bunun gibi birşeyle bayağı vakit geçirmiştik :)

Elektrik üretebiliyorummmmmmmm

Ercan yine kaptırmış kendini

İŞte burada saçları tiken tiken olurkeeeeen ama tam o anı yakalayamadım malesef :(

Bu ekran kamerayla bizim sıcaklığımızı yani vücudumuzda bulunan enerjiyi gösteriyor. Kırmızı olan yerler bu sıcaklığın yoğunlaştığı yerler.

Santral İstanbul - Modern ve Ötesi

Bilgi Santral Kampüsünmdeyiz. Pazar sabahın köründe çok keyifli bir Business Management dersi dinledikten sonra Otto'da pizza yiyoruz. Yanımızdakiler Ercanto'nun sınıf arkidişleri :)

Ercan'ın poz muhteşemmmm

Yemekten sonra "Modern ve Ötesi" sergisini gezdik.



Serginin girişinde karşımıza devasa bir heykel çıkıyor. Kemal Önsoy'un eseri.
Adı "Gel Gözlerimden Ağla". Modernleştirilmiş gözyaşları şeklinde tasarlanmış çok etkileyici bir çalışma..


Seni düşünürken...

Abidin Dino
Bir Abidin Dino tablosu daha

Bu tabloyu yapan ressamı hatırlamıyorum ama tablonun adı "Çaresizlik".


Yürüyen püsürge :)))

Bursa

Bütün kızlar toplandıkkkk toplandıkkkkk toplandıkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk :)


Tonton mır mırrr anneanneemmmm :)

Sevgili Esra kuzenim :)

Teyzeme egzersiz yaptırırken. Haydi şimdi bütün eller havayaaaaa....!!! :)))))))

Anneannemm bize dolma sarıyor